GEORGE ARMİTİGE MİLLER

M. Ali KAYA M. Ali KAYA

06 Aralık 2016 Edebiyat (87) /Şiir (37) (23)

Paylaşmak güzeldir. Lütfen sizde paylaşın...


 

T.C.
MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ
PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BÖLÜMÜ
 
DERS            : PSİKOLOJİ TARİHİ
KONU            : GEORGE ARMİTİGE MİLLER’IN HAYATI VE    PSİKOLOJİYE      KATKISI
DANIŞMAN     : YRD.DOÇ.DR.ADVİYE PINAR KONYALIOĞLU
 
 
HAZIRLAYAN   : MUHAMMET ALİ KAYA

  
İSTANBUL,2016                                 
 
GEORGE ARMİTİGE MİLLER (1920- 2012)
 
George Armitige Miller 1920 yılında ABD’de doğmuştur. Alabama Üniversitesi’nde İngilizce ve sözlü iletişim alanlarında üniversite eğitimini bitirmiş ve 1941 yılında aynı üniversitede sözlü iletişim alanında yüksek lisansını tamamlamıştır.
Miller öğrencilik hayatı devam ederken psikolojiyle ilgilenmeye başlamış ve psikoloji dersi almamasına rağmen Alabama Üniversitesi’nde 16 sınıfa psikolojiye giriş dersi vermiştir. Aynı materyalleri haftada 16 defa anlattığından dolayı anlatılanlara kendisinin de inanmaya başladığını söyleyen Miller, sözlü iletişimdeki problemler üzerine Harvard Üniversitesi Psikoakustik Laboratuarı’nda çalışmalar yapmış ve 1946 yılında doktorasını tamamlamıştır (D.P.Schultz ve S.E. Schultz 2007).
Miller’ın psikolojiye ilgi duymaya başladığı yıllarda davranışçı psikoloji temel ekol olarak kabul ediliyordu. Büyük üniversitelerin ve önemli meslek adamlarının bu yaklaşımı benimsemesi, çalışmaların bu alanda yürütülmesi Miller’ın da psikolojiye bakış açısını etkilemiş ve ilk çalışmalarını bu ekol üzerinden devam ettirmiştir.
1950’lerde Miller Bilişsel Psikolojiye ilgi duymaya başladı. Bilişsel Psikolojiye olan ilgisinin üç ana sebebi bulunmaktaydı:

  1. İstatistik öğrenme teorisini, bilgi teorisini ve zihnin bilgisayar temelli modellerini incelediğinde davranışçılığın zannettiği gibi işlemediğini görmesi,      
  2. Miller’ın aynı dönemde laboratuarlarda hayvanlarla çalışmasına engel olan hayvan tüyüne karşı alerjisinin olduğunu öğrenmesi, dolayısıyla Davranışçı Psikoloji için pekte hoş karşılanmayan insan deneklerle çalışmalarını sürdürecek olması,
  3. Karmaşık bir soyutlama olan belleğin yapısının ve işlevlerinin deneysel yöntemlerle incelenebilmesine zemin hazırlayan insan zihninin işleyişinin ve bilgisayarların çalışma şeklinin benzerliğini fark etmiş olmasıdır. (Cangöz 2005), D.P.Schultz ve S.E. Schultz 2007).

Miller’ın 1956 yılında Bilişsel Psikolojinin başlangıcı sayılan ‘‘The Magical Number Seven’’ (Sihirli yedi artı eksi iki rakamı: Bilgi işleme kapasitemiz üzerindeki sınırlar) adlı ünlü makalesini yayınlamıştır (Pakyürek, 2013). Miller makalesinde kodlama, kümeleme veya herhangi bir stratejinin kullanılmadığı durumlarda ve deneysel koşullarda, aynı anda uğraşılabilecek, beyin tarafından farkı gözetilebilecek ve kısa süreli hafızaya işlenebilecek bilgi sayısının yedi olduğunu ve bazı kişilerde bu sayının beşe düşebileceği gibi bazılarında da dokuza çıkabileceğini belirtmiştir (Kır ve Çetik, 2012).  Kodlama, kümeleme veya değişik stratejiler kullanılarak, kısa süreli hafızada tutulabilecek bilgi miktarının arttırılıp azaltılabileceğini söylemiştir. Ayrıca uzun kelimelerin kullanımında içsel tekrarın da uzun sürecek olmasından dolayı hece sayısının artışına bağlı olarak hatırlama oranı azalmaktadır (Cangöz, 2011). Aynı şekilde farklı dillerdeki sözcüklerin kullanımı, o dildeki sözelleştirme süresini uzatacağından dolayı kısa süreli hafızada tutulması da zorlaşmaktadır.
Miller’in insanların bilişsel kapasitelerini nasıl ölçüldüğüne ve nasıl test edildiğine örnek oluşturan bu çalışmalardan yola çıkılarak yapılan son araştırmalarda aynı anda uğraşılabilecek, beyin tarafından farkı gözetilebilecek ve kısa süreli hafızaya işlenebilecek bilgi sayısının dört olduğu görülmüştür (Cangöz, 2011).
 Miller’a göre hafızanın sınırları bilginin bütünlüklü bir kitle olarak zihne kaydedilmesiyle çözümlenebilir. Çünkü zihinsel temsiller bilginin şifrelenmesi ve bu şifrenin çözülmesi için zihinsel süreçlere ihtiyaç duyar. Yani, öğrenilen her bilgi, aslında bir bütünün parçası olarak öğrenilmiştir ve hafızada ilişkilendirildiği alanda şifrelenmiş olarak korunur. Hafızadan bir bilgiyi geri çağırmak istediğinizde, bu bilginin şifresi çözülerek yeniden hatırlanır ve ifade edilebilir hale gelir (Acar 2009) . Bu teori daha sonra Miller’ın yönetiminde gelişen Wordnet’in temel çalışma prensibini oluşturmuştur (Mahçup, 2010).
Wordnet Miller tarafından İngilizce için hazırlanmış olan, sözlüksel bir veritabanıdır. Sözcüklerin anlamlarının analizini yapmak konusunda yol gösterici ve sözcüklerin anlamlarının bilgisayar ortamında ifade edilmesi alanında kolaylık sağlayıcıdır (Mahçup, 2010).
Wordnet’te isimler, eylemler, sıfatlar ve zarflar, her biri ayrı kavramları vurgulayan kavramsal sınıflar altında gruplandırılmıştır. Bu kavramsal sınıflar birbirlerine anlamsal ve sözlüksel ilişkilerle bağlanmıştır. Bu sınıflandırmalar, soru cevaplama, bilgi çıkarımı, sözcük anlamını durulaştırma, arama motorlarından daha iyi sonuçlar elde etme ve otomatik metin özetleme gibi konularda çok önemlidir. Türkçede Kavramsal Sözlük üzerine yapılan çalışmalar Sabancı Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen Balkanet Projesi“Building a Wordnet for Turkish”(Türkçe için bir wordnet çalışması) isimli bildiride anlatılmıştır. Türkiye’de yürütülen bu çalışmalar TÜBİTAK ile ABD NSF (National Science Foundation) tarafından da desteklenmektedir (Mahçup, 2010).
Miller’ın bu çalışmaları devam ederken 1960 yılında meslektaşı Jerome Bruner ile Harvard üniversitesinden Bilişsel Psikoloji alanında araştırmalar yapabilmek için bir yer istediklerinde kendilerine daha önceden William James tarafından kullanılan bir ev verildi. Bilişsel Psikoloji üzerine çalışmalarını yürüttükleri bu evin adını Bilişsel Araştırmalar Merkezi koyarak davranışçılar tarafından araştırılmayan dil, hafıza, kavram oluşturma, düşünme ve gelişimsel psikoloji alanlarında, çalışmalarını yürüttüler (Shultz ve Shuzltz 2007) (Acar 2009).
Miller’ın Bilişsel psikoloji alanında yaptığı bu çalışmalar bir devrim olarak görülse de kendisi Bilişsel psikolojinin yavaş bir ilerleme ve birikimle ortaya çıkan evrimsel bir özellik taşıdığını düşünmektedir. Bu kapsamda bu ekolün psikolojinin zihinsel yaşantıyla da ilgilendiğini kabul eden Sağduyu Psikolojisine bir geri dönüş hareketi olarak gören Miller 1969 yılında APA’nın (American Psychological Association) başkanı oldu ve Seçkin Bilimsel Katkı Ödülü ile Yaşam Başarısı İçin Psikoloji Uygulamaları Altın Madalyasına layık görülmüş ve 2012 yılında hayatını kaybetmiştir.  
   
 
 
KAYNAKÇA
 
Acar,E.(2009). En Derin Sorulara Yepyeni Bakış Açıları. Mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi bilim teknik dergisi. Cilt ( 24). Sayfa (25)
Cangöz,B.(2005). Geçmişten günümüze belleği açıklamaya yönelik yaklaşımlara kısa bir bakış. Hacettepe üniversitesi edebiyat fakültesi dergisi. Cilt ( 22-1). Sayfa (51-62) 
Cangöz, B. (2011). Öğrenme ve Bellek: Temel ilkeler, süreçler ve işlemler. Anı Yayıncılık: Ankara.
Kır,İ.,Çetik,M.O.(2012) 360 derece performans değerlendirme sisteminde AHP kullanımı ve bir uygulama. Ç.Ü Fen ve Mühendislik Bilimleri Dergisi. Cilt.27.3-5
Mahçup, T. (2010). Türkçe’de Eklerin Kazandığı Anlamlar. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi. İstanbul Teknik Üniversitesi. istanbul.
Pakyürek, G.(2013). Bilişsel Bilimlerde Disiplinlerarası Yaklaşımın Tarihsel ve Felsefi Kökenleri. Edebiyat fakültesi dergisi. Cilt (30-2). Sayfa 2-3
Schultz ,D. P., Schultz, S.E.(2007). Modern Psikoloji Tarihi (1.baskı). İstanbul: Kaknüs    Yayınları. (Yasemin ASLAY 2007 ).
 
 


Paylaşmak güzeldir. Lütfen sizde paylaşın...



Herkesyazar Ara